Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın’da yaptığı açıklamalarla çocukları suça iten nedenlerden adliyelere sızan dezenformasyona kadar geniş bir yelpazede önemli konulara değindi. Minguzzi ve Atlas vakalarının ardından çocuk adaleti sistemindeki reform arayışlarını, Rojin Kabaiş soruşturmasındaki son durumu ve yargı bağımsızlığına yönelik eleştirilere verdiği yanıtları mercek altına alıyoruz.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın’da gerçekleşen TOKİ Konutları Kura Töreni’nin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Türkiye’nin gündemini meşgul eden çocuk adaleti sistemi ve yargıya dair mühim konulara ışık tuttu.
Bakan Tunç, son dönemde yaşanan ve tüm ülkeyi yasa boğan Ahmet Minguzzi ve Atlas vakalarını hatırlatarak, bu tür olayların kendilerini derinden sarstığını dile getirdi. Ailelerin acısını yürekten paylaştıklarını belirten Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da her iki aileyle bizzat görüştüğünü ve yasal düzenlemeler veya uygulamadaki eksikliklere yönelik talimatlar verdiğini aktardı. Bakan, çocukların suça sürüklenmesini önlemenin ve suça karışan çocuklarla ilgili yaptırımların güçlendirilmesinin topyekûn bir mücadele gerektirdiğini vurguladı.
Adalet Bakanlığı’nın konuyla ilgili taslak çalışmalar yaptığını ve geniş istişareler yürüttüğünü belirten Tunç, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 31. maddesinin 18 yaş altı çocukların ceza sorumluluğunu düzenlediğini anımsattı. Buna göre; 12 yaşından küçüklerin ceza sorumluluğu bulunmazken, bu çocuklara özgü tedbirler uygulanıyor. 12-15 yaş grubundakilerin cezası yetişkinlere göre yarı oranında, 15-18 yaş grubundakilerin cezası ise üçte bir oranında indiriliyor.
Bakan Tunç, dünya ülkelerindeki uygulamaları incelediklerini ve medyada yer alan bazı yanlış bilgilerin aksine, Adalet Bakanlığı olarak hazırlanan taslakta, her olayın kendine has özellikleri, suç işleme eğilimi ve sabıka durumu gibi faktörler gözetilerek, hakimlere indirim noktasında takdir yetkisi verilmesini önerdiklerini açıkladı. Bu önerinin Meclis Grubunda da paylaşıldığını ve diğer partilerle yapılan görüşmeler sonucunda, Meclis’te daha kapsamlı bir çalışma yürütülmesi yönünde fikir birliği oluştuğunu ifade etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında kurulan araştırma komisyonunun çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini belirten Tunç, “Bakanlıkları, kurumları, akademisyenleri dinliyorlar. Bizler de görüşlerimizi komisyona ifade ediyoruz ve komisyonun oluşturacağı rapor sonrasında yasal düzenleme ihtiyacı konusu tekrar meclisin gündemine gelebilecektir, komisyon çalışmalarını şu anda bekliyoruz.” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının önüne geçmek için 11. Yargı Paketi’nde cezaların artırıldığını hatırlattı. Ayrıca, 10. ve 11. yargı paketlerinde ceza adaletinin etkinliğini sağlamaya yönelik önemli düzenlemelerin hayata geçirildiğini vurguladı. Tunç, “Çocukları suça iten nedenleri Meclisimizde araştırarak, çözüm önerilerini de ortaya koyarak, ceza hukuku anlamında da yapılması gerekenleri gündemimizde tutmaya devam edeceğiz.” diyerek, hayatını kaybeden çocuklar için rahmet diledi ve yargının bu konularda adaletli karar oluşturma çabasını sürdürdüğünü ekledi.
Gazetecilerin Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmadaki son gelişmeleri sorması üzerine Bakan Tunç, soruşturmanın devam ettiğini belirtti. Ölüm sebebinin suda boğulma olarak belirlendiğini ancak bu boğulma öncesinde herhangi bir şiddete maruz kalıp kalmadığının titizlikle araştırıldığını aktardı.
Soruşturma kapsamında dijital materyallerin incelendiğini, ifadelerin alındığını ve şüpheli görülen kişilerden DNA testleri yapıldığını söyleyen Tunç, tüm bu süreçlerin adli tıp tarafından değerlendirildiğini ifade etti. Telefonun incelenmesiyle ilgili olarak İspanya Adalet Bakanı ile bizzat görüştüğünü dile getiren Tunç, 10 haneli şifre nedeniyle cep telefonundaki bilgilere ulaşma çabalarının deneme yanılma yoluyla sürdüğünü kaydetti.
Bakan Tunç, Rojin Kabaiş’in babası ve kardeşleriyle görüştüklerini ve onlara, “Bu konuda kararlıyız, sorumlular, hayatını kaybetmesine neden olanlar, katiller varsa bu konuda devlet hiçbir şeyi gizlemez” dediklerini aktardı. Bazı çevrelerin, devletin veya yargı kurumlarının birilerini gizliyormuş gibi paylaşımlar yaptığına dikkat çeken Tunç, “Yargı, devlet üniversiteye yeni başlamış bir kızcağızın hakkını korur. Onun hakkını, hukukunu korumak devletin görevidir.” diyerek, dezenformasyon yapanlara karşı uyarıda bulundu.
Sivas programı kapsamında paylaşılan bir videoya gelen “yargı bağımsızlığı” eleştirilerine de değinen Bakan Tunç, 62 ili ziyaret ettiğini ve her yerde il protokolü tarafından karşılandığını anlattı. Ziyaretlerinde Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleriyle de görüştüğünü ve parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelere ziyaretlerde bulunduğunu vurguladı. Tunç, kendisinin bir parti üyesi olmasına karşın, devletin bakanı ve milletin seçtiği kabinenin bir üyesi olarak herkesi programlarına davet ettiğini belirtti.
Sivas’ta il protokolü ile bulundukları ortamın maalesef “yargı bağımsızlığına aykırıymış” gibi lanse edilmesine sert tepki gösteren Tunç, “Parti devletinin ne olduğunu bu millet hiçbir zaman unutmaz. 27 Mayıs ihtilalini bu ülkeye yıllarca demokrasi ve anayasa bayramı diye kutlatan partinin, zihniyetin, yassı ada zihniyetinin bize parti devleti dersi vermeye hiçbir hakkı ve haddi olamaz.” ifadelerini kullandı. Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin yargı bağımsızlığı konusundaki telaşının, onların hukuk devleti anlayışıyla kendi anlayışları arasındaki derin farktan kaynaklandığını söyledi.
Bakan Tunç, muhalefetin hukuk devleti anlayışını 27 Mayıs yargısı ve 28 Şubat yargısıyla özdeşleştirerek, onların “cübbelerini adeta o vesayetçilerin, darbecilerin önüne seren yargı anlayışı” olduğunu belirtti. Kendi dönemlerinde ise yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkardıklarını ve milletin yargısı haline getirdiklerini vurguladı. “Yargımız milli iradeye saygı duyan, darbecinin değil milli iradenin yanında olan, 15 Temmuz’da milletimiz meydanlarda canı pahasına mücadele ederken yargı mensuplarımız adliyelere koştular, darbecileri kıskıvrak yakaladılar.” diyerek, bu durumun hazmedilemediğini ifade etti.
Yargının artık yolsuzluktan, rüşvetten hesap soran, vesayetçiye geçit vermeyen bir yapıya büründüğünü söyleyen Tunç, “Milletin yargısı millet adına tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenden, yolsuzluk, hırsızlık yapandan da hesap sorar.” dedi. Eski yargı sisteminin tarihin çöplüğüne gittiğini, darbeciden ve vesayetçiden yana olan bir yargı sisteminin artık olmadığını belirten Bakan Tunç, 12 Eylül darbecilerini ve 28 Şubat sürecinin sorumlularını yargı önüne çıkaran bir sistemin var olduğunu hatırlattı. “Cumhuriyet Halk Partisi ile Cumhuriyet İttifakı ve AK Parti’nin yargı anlayışı çok farklıdır. Yargı anlayışımız bağımsız ve tarafsız, milletin iradesine sahip çıkan yargı sistemidir.” diyerek sözlerini tamamladı ve bu tür tartışmaları çok da gündem etmemek gerektiğini, kendi işlerine odaklanacaklarını belirtti.
En güncel teknoloji haberleri, ürün incelemeleri ve sektördeki yenilikleri takip edebileceğiniz güvenilir bir kaynaktır. Teknoloji dünyasındaki gelişmeleri yakından izleyerek, okuyucularına doğru ve tarafsız bilgi sunmayı hedefler.