Baykar’ın deprem bölgesindeki hızlı aksiyonları, insansız hava araçlarının arama kurtarma operasyonlarındaki kilit rolü ve 1012 kalıcı konut projesiyle afetzedelere sunduğu kucaklayıcı destek, Türkiye’nin zorlu günlerdeki dayanışma ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Geçtiğimiz yıl yaşanan ve yüreklerimizi dağlayan büyük depremlerin ardından, Türkiye tek vücut olarak yaralarını sarmaya girişirken, teknoloji ve insan odaklı bir yaklaşımın eşsiz örneklerinden biri de Baykar tarafından sergilendi. Selçuk Bayraktar’ın liderliğinde, hem arama kurtarma operasyonlarında insansız hava araçlarının kritik rolü hem de depremzedeler için yükselen 1012 kalıcı konut projesiyle, Baykar adeta bir umut köprüsü kurdu.
Depremin o karanlık ilk anlarında, 1999 depremini bizzat tecrübe etmiş Selçuk Bayraktar’ın içini büyük bir endişe kapladı. Ancak bu endişe, hızla aksiyona dönüştü. Baykar bünyesinde anında bir koordinasyon masası kuruldu ve AFAD ile temasa geçilerek sahadaki ihtiyaçlar ve yapılabilecekler üzerine yoğun bir çalışma başlatıldı.
Afet anlarında adeta birer göz ve kulak görevi üstlenen Baykar üretimi insansız hava araçları (İHA’lar), deprem bölgesinde 2500 saatten fazla uçuş yaparak arama kurtarma ve koordinasyon faaliyetlerine paha biçilmez bir katkı sundu. Özellikle ilk günlerdeki elverişsiz hava koşullarına rağmen, Akıncı TİHA, neredeyse hiçbir hava aracının havalanamadığı o çetin anlarda bile gökyüzündeki yerini aldı ve sahadaki ekiplere stratejik bilgiler aktardı. Bayraktar TB2’ler de bölgenin her köşesine ışık tuttu.
Selçuk Bayraktar, sadece teknik destekle kalmadı. T3 Vakfı ve Can Sağlığı Vakfı ekipleriyle birlikte deprem bölgesine bizzat giderek, yıkımın derinliğini gözleriyle gördü. Özellikle Hatay’ın silüetindeki değişim onu derinden etkilemişti. Ancak bu acının içinde, milletin gösterdiği eşsiz dayanışma ve merhamet, ona adeta bir çınar ağacının köklerini anımsattı.
Depremzedelerin her şeylerini kaybettiği bir ortamda, geleceğe dair en temel ihtiyacın ‘umut’ olduğunu kavrayan Bayraktar, barınma sorununa kalıcı bir çözüm üretmek adına kolları sıvadı. Devletimize bağışlamak üzere, en fazla hasar gören üç ilimizde 1012 kalıcı konut inşa etme kararı aldıklarını ve bunu bir ‘konut seferberliği’ olarak duyurduklarını belirtti. Bu süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yakın istişareler yürüterek, konutların nerede ve nasıl inşa edileceği konusunda yol haritası çizildi.
Şantiye alanlarındaki gözlemler, Bayraktar’ı bir kez daha gururlandırdı. Ekiplerin projeye gösterdiği yüksek motivasyon ve kendi evini yapar gibi titizlikle çalışma ruhu, depremzedelere uzanan bu şefkat elinin ne denli samimi olduğunu ortaya koydu.
Bu zorlu sürecin sonunda Selçuk Bayraktar, toplumun sergilediği direncin ve dayanışmanın Türkiye’nin gençlerine güçlü bir mesaj taşıdığını vurguladı. Genç kardeşlerine seslenerek, hayallerini ve ufuklarını asla daraltmamalarını tavsiye etti. Böylesine büyük bir felaketin ardından dahi, milletçe büyük bir gayretle ayağa kalkabilmenin mümkün olduğunu, bu sürecin en büyük kanıtı olduğunu ifade etti.
Baykar’ın bu çok yönlü ve samimi çabaları, yalnızca teknolojik bir başarıdan öte, insanlığa adanmışlığın ve toplumsal sorumluluğun somut bir nişanesi olarak hafızalara kazındı. Afetlerin yaralarını sarma ve geleceğe umutla bakma yolculuğunda, Baykar’ın attığı bu adımlar, birçok kuruma ilham kaynağı olmaya devam edecek.
En güncel teknoloji haberleri, ürün incelemeleri ve sektördeki yenilikleri takip edebileceğiniz güvenilir bir kaynaktır. Teknoloji dünyasındaki gelişmeleri yakından izleyerek, okuyucularına doğru ve tarafsız bilgi sunmayı hedefler.